Esencan Hastanesi Facebook Sayfası Esencan Hastanesi Twitter Sayfası Esencan Hastanesi Instagram Sayfası Esencan Hastanesi Harita Esencan Hastanesi Telefon
444 0 212
Bilgi ve Randevu

Akciğerler vücudun oksijen gereksinimini sağlayan hayati organlarımızdır.Akciğer kanseri normal akciğer dokusunda olan hücrelerin kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde kitle,tümör(ur) oluşturması ile ortaya çıkan bir hastalıktır.Kitle bulunduğu ortamda büyüyerek ileriki evrelerde çevre dokulara,uzak organlara yayılarak vücutta hasara yol açar.Bu yayılmaya metastaz adı veriyoruz.Akciğer kanserlerini mikroskop altındaki görünümlerine göre;küçük hücreli ve küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri olarak ikiye ayırmaktayız.Akciğer kanserlerinin %80’i küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinden oluşur.

akciger-kanserleri-icerik

Akciğer kanserine neden olan risk faktörleri nelerdir?

Kişide kanser gelişimini arttıran her neden risk faktörü olarak adlandırılır.Bunları aşağıdaki gibi gruplandırabiliriz:

1) Sigara (tütün) kullanımı:

Sigara(tütün)kullanımı akciğer kanseri gelişiminde ispatlanmış olan en önemli risk faktörüdür.Akciğer kanserlerinin %90’ı sigara kullanımı nedeniyle oluşur.Günde içilen sigara miktarı ve içilen yıl sayısı arttıkça kanser gelişme riski artar.Sigara dumanında bulunan 4000’den fazla kimyasal maddenin 50’den fazlası kanserojendir(kanser yapıcı özellikte).Sigara kullanımının azalması ile akciğer kanserinin görülme sıklığı da azalmaktadır.

2) Pasif sigaraiçimi:

Sigara içilen ortamda çalışan veya yaşayan kimseler akciğer kanseri riski altındadır.Kapalı alanlarda sigara kullanımının yasaklanmasının en önemli nedeni budur.

3)Fibröz mineraller(Asbest,Erionit):

Ülkemizde;madenlerde,tersanelerde ve yalıtım malzemesi yapımında çalışanlar mesleksel olarak asbest maddesine maruz kalmaktadırlar.Ayrıca ülkemizde bazı kırsal yörelerde ‘ak toprak’ denilen evlerin duvarını sıvamada kullanılan malzemenin içinde Asbest ve Erionit maddesi bulunmaktadır.Bu maddelerin solunum yoluyla akciğerlere ulaşması zamanla akciğer zarında ‘Mezotelioma’ denilen akciğer zarı kanserine yol açabilir.

4)Radon gazı:

Toprakta bulunan kokusuz,radyoaktif bir gazdır.Bazen özellikle bodrum katındaki ev ortamlarında bulunabilir.Bu gaza maruziyetin akciğer kanserine yol açtığı gösterilmiştir.Evlerde radon gazı maruziyetini azaltmak için;binadaki çatlakları kapatmak ve bodrum katlarını havalandırmak gereklidir.

5)Ailesel yatkınlık:

Hastanın yakınlarında kanser görülme riski artmaktadır.Bu nedenle;hastaların yakınları diğer risk faktörlerinden (özellikle sigara) uzak durmalıdır.

Akciğer kanserinde tarama ve önleme:

Günümüzde akciğer kanseri yönünden riskli gurupların taranarak erken teşhis konulmasına yönelik bir uygulama henüz önerilmemektedir.Riskli kişilerde akciğer kanserinin gelişmesini engelliyen bir madde veya ilaç henüz tesbit edilmemiştir.

Akciğer kanserini önlemede kanıtlanmış tek etkili yol sigara ve tütün kullanımı ile mücadeledir.

Akciğer kanserinin belirtileri nelerdir?

1)Öksürük: En sık rastlanan belirtidir.Geçmiyen,kronik(müzmin) vasıflıdır.

2)Ağızdan öksürükle birlikte kan gelmesi.

3)Nefes darlığı,hırıltılı nefes alma.

4)Göğüs ve kola,sırta vuran ağrı.

5)Ses kısıklığı.

6)Tekrarlıyan,geç iyileşen akciğer enfeksiyonu.

7)Boyun ve yüzde şişlik.

8)Kilo kaybı,halsizlik.

Akciğer kanserinin bir özelliği de bazen hastalığın ilerlemiş olmasına rağmen hiç belirti vermemesidir.

Akciğer kanserine nasıl tanı konulur?

Akciğer kanserine tanı koyabilmek için şüphelenilen hastanın akciğerleri ve diğer organları çeşitli görüntüleme yöntemleri ile görüntülenir.En başta akciğer röntgeni çekilmeli,daha sonraki aşamada bilgisayarlı akciğer tomografisi ile daha detaylı görüntüler elde edilebilir.

Daha sonra hastalıklı bölgedeki dokuya ait kesin tanı koyabilmek için o dokudan mikroskop altında patolojik inceleme yapabilmek üzere gerekli numunenin alınması gereklidir.Bu işlemler; hastaya zarar vermiyen basit işlemler olabildiği gibi ağır ameliyatlarıda gerektirebilmektedir.Bu işlemlerden kısaca bahsedecek olursak:

1)Balgam sitolojisi:Hastadan alınan balgam örneğinde kanser hücresi aranması.En basit yöntem olmakla birlikte çoğunlukla sonuç vermez.

2)Bronkoskopi:Hastanın akciğerlerine ucunda kamera ve ışık olan bükülebilen bir aletle(endoskop) girilerek hasta bölgeden biyopsi(doku örneği) alınır.Bu yöntemin akciğerlerde ulaşabildiği yerler sınırlıdır.

3)İnce iğne aspirasyonu:Tomografi veya ultrason eşliğinde göğüs kafesine yakın bölgeye yerleşen tümörden ince bir iğne ile göğüs kafesi dışından doku emilerek patolojik inceleme yapılır.

4)Torasentez:Akciğerlerin etrafındaki zarlarda tümöre bağlı su toplanması varsa göğüs kafesi dışından iğne ile bu su alınarak kanser hücresi aranmak üzere tahlile gönderilir.

5)Torakoskopi(VATS):Akciğer zarlarında su toplanması varsa,akciğer zarlarının kamera ile görülebilmesi,varsa bazı mediasten bezlerinden ve göğüs duvarına yakın tümörden biyopsi,parça alınabilmesi için yapılan küçük bir endoskopik akciğer ameliyatıdır.

6)Torakotomi:Diğer nisbeten kolay yöntemlerle tanı konulamadığı zaman göğüs kafesi açılmak suretiyle hasta bölgeden numune biyopsi alınması gerekebilir.Buna torakotomi denilir.

Akciğer kanserinin aşamaları(Evreleri) nelerdir?

Tanı konulduktan sonra öncelikle hastalığın yaygınlığı ve evresi saptanmalıdır.Evreleme;tedavinin planlanması ve hastalığın seyrinin belirlenmesi açısından önem taşır.

Evrelemede;kanserli dokunun büyüklüğü,yakındaki lenf bezlerine,akciğerin diğer alanlarına yayılma ya da diğer organlara sıçramasının saptanması gereklidir.

Hastalığın dört evresi olup,doğru evreyi saptamak için çeşitli vücut tarama tetkikleri istenebilir.Hastalığın ameliyat için uygun evrede olup olmadığını anlamak için ‘Mediastinoskopi’ denilen küçük bir ameliyatla akciğerlerdeki lenf bezlerinden biyopsi alma işlemi yapılabilir.

Akciğer kanseri nasıl tedavi edilir?

Akciğer kanserlerinde temel tedavi seçenekleri olarak cerrahi tedavi(ameliyat),kemoterapi ve radyoterapi sayılabilir.Hastaların tedavileri tanının küçük hücreli veya küçük hücreli dışı akciğer kanseri olup olmamasına göre planlanır.

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri tedavisi:

Erken evreli hastalarda(evre 1-2-3) tümörlü doku ameliyatla alınabilir.Tamamen çıkarıldığı durumlarda başka tedaviye gerek olmayabilir.Evre 2-3’te ameliyat sonrası kemoterapi veya radyoterapi önerilebilir.Evre 4 akciğer kanseri hastalarında cerrahi tedavi veya radyoterapi uygun değildir.Bu hastalarda kemoterapiye karar verirken hastanın performans durumu önemlidir.Genel durumu çok iyi olmayan hastalarda tedavinin ciddi yan etkilere yol açma riski nedeniyle tedavi kararı hasta ve ailesi ile görüşülerek verilmelidir.

Küçük hücreli akciğer kanseri tedavisi:

Bu tip akciğer kanserleri hızlı ilerler,ancak kemoterapi ve radyoterapiye çok iyi cevap verir.Bu hastalarda cerrahi tedavinin yeri çok sınırlıdır.Hastalığın tedavi sonrası tekrarlama riski yüksektir.

Cerrahi tedavi:

Akciğer kanseri cerrahisinde sadece tümörlü dokuyu çıkartmak yeterli değildir.Tümörün bulunduğu akciğer bölümünün(lob) tamamı çıkarılmalıdır.Hastalık tüm akciğeri etkilemişse bir akciğerin tamamı çıkarılabilir,tüm lenf bezleri de çıkarılabilir.

Ameliyat sonrası göğüs boşluğunda biriken hava ve sıvıyı boşaltmak ve takip için göğüs tüpü yerleştirilir.

Kemoterapi:

Bu işlem kanser hücrelerinin çoğalmasını durduran ilaçların verilmesine denir.Kemoterapi genellikle iki yada daha fazla ilacın bir arada damardan verilmesi ile uygulanır.Kemoterapi seansları bazen birkaç gün sürebilir.

Erken dönemde ortaya çıkan yan etkileri arasında;allerjik reaksiyon,enjeksiyon yerinde ağrı kızarıklık,bulantı,kusma,idrarın kırmızı renk olması,ışığa karşı hassasiyet sayılabilir.Orta dönemde çıkabilecek yan etkiler;kan değerlerinin düşmesi(2 hafta içinde),lökositlerin düşmesi(enfeksiyonlara meyil oluşturur),eritrosit ve trombositlerin azalması,iştahsızlık,tad alma bozukluğu,ishal,kabızlık,ağızda yaralar,yorgunluk,halsizlik,saçların dökülmesi olarak sayılabilir.Geç dönemdeki yan etkiler olarak;hormonal etkiler(adet düzensizliği),kuru öksürük,nefes darlığı,böbreklere olan etkiler olarak sayılabilir.

Radyoterapi:

Işın,şua tedavisi;kanser hücrelerini öldürmek veya çoğalmalarını önlemek amacıyla yüksek enerjili X ışınları veya benzer ışınların tedavi amacıyla kullanılmasıdır.Hasta ve hastalığın durumuna göre değişen dozlarda ve sıklıkta uygulanır.Tedavinin amacı bazen;Radikal(hastalığı kurutucu),bazen Palyatif(şikayet giderici),bazen Profilaktif(metastazdan koruyucu)’tir.

Hastaya uygulanacak Radyoterapi dozu küçük parçalara bölünerek haftanın 5 günü her gün uygulanır.Kalan doza öbür hafta devam edilir.

Türkiyede Akciğer Kanseri

Ülkemizde 2009 yılındaki istatiskleregöre erkeklerde en çok görülen kanserler akciğer ve prostat iken ,tütüne bağlı kanserler hala erkeklerde önemini korumaktadır.Akciğer kanserlerinin yarısı ileri evrelerde teşhis edilmektedir.Akciğer kanserleri tedavi sonrası sağkalım süresi yönünden en kötü kanser çeşididir.

Uzm. Dr. Fatih KEBANLI
Göğüs Hastalıkları Uzmanı

ONLINE İŞLEMLER