Blog

Göz Kuruluğu | Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Göz Kuruluğu Nedir?

Göz kuruluğu veya diğer adıyla kuru göz sendromu, göz yüzeyindeki yağ ve nem eksikliğinden kaynaklanır. Bu sorunun neden olduğu sonuçlar ilk etapta ciddi görülmese de gözün sürekli olarak tahrişinden kaynaklanan iltihaplanma, yara ve görüş kalitesinde bozulma gibi problemler ortaya çıkabilir. Buna ek olarak, kuru göz sendromu katarakt cerrahisinin sonuçlarını da etkileyebilir.

Dünya genelinde en yaygın göz hastalıklarından biri olan göz kuruluğu, göz doktorlarına yapılan başvuruların ilk sebeplerinden biridir. Kronik bir rahatsızlık olarak ortaya çıkan kuruluk, pek çok kişide hafif ve orta şiddette görülür. Bununla beraber, bu soruna ilişkin olarak risk faktörleri arasında ileri yaş, cinsiyet (kadınlarda daha sık görülür) ve bilgisayar kullanımı bulunmaktadır.

Sağlıklı Göz ile Kuru Göz Arasındaki Farklar

Göz Kuruluğu Belirtileri

Göz kuruluğu yaygın olarak aşağıdaki semptomlarla karakterize olur:

  • Aralıksız kaşıntı,
  • Kızarıklık,
  • Tahriş,
  • Yanma hissi,
  • Gözlerde ağırlaşma,
  • Gözlerin çabuk yorulması,
  • Ağrı,
  • Işığa karşı hassasiyet (fotofobi),
  • Bulanık görme.

Bunların yanı sıra, kuru gözden muzdarip olan hasta, gözün içinde yabancı bir cisim olduğu hissine kapılabilir. Bu, oldukça yaygın bir belirtidir ve kişilerin ciddi şekilde rahatsız olmasına sebebiyet verir.

Ayrıca, ilginç olsa da sulu gözlerin de kuru göz sendromunun bir belirtisi olduğunu bilinmektedir. Sulu göze neden olan şey, kuruluğun koruyucu bir mekanizma olarak gözyaşı üretimini aşırı uyarmasıdır.

Göz kuruluğuna ilişkin belirtiler genelde hafif seyretse de, şiddetli olması durumunda hayat kalitesini ciddi şekilde etkiler. Öyle ki kişiler, görüşlerinin bulanıklaştığını ve gözlerini açık tutmakta zorlandıklarını bildirmişlerdir. Bu da elbette ki günlük işleri gerçekleştirme noktasında engel teşkil eder.

Göz Kuruluğu Nedenleri

Gözlerin iyi bir biçimde görmesi için göz yüzeyinde yeterli nemin olması çok önemlidir. Nem gözyaşları ile elde edilir ve yaşlar ayrıca korneaya zarar verebilecek ve göz enfeksiyonuna yol açabilecek tozu, birikintileri ve mikroorganizmaları temizlemek için göz yüzeyini yıkar. Bununla beraber gözyaşı farklı bileşenlerden oluşur ve farklı bezler tarafından üretilir. Bileşenlerin herhangi biriyle ilgili bir sorun ortaya çıkarsa, bu dengesizlik kuru gözlere neden olabilir.

Bunun haricinde, göz kuruluğu nedenleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Parlak ekran: Bilgisayar, akıllı telefon ya da başka bir taşınabilir dijital cihaz kullanırken, gözler daha az kırpılır; bu da daha fazla gözyaşı buharlaşmasına ve kuru göz riskinin artmasına neden olur.
  • Yaş alma: Kuru göz sendromu her yaşta ortaya çıkabilir, ancak özellikle 50 yaşından sonra bu hastalık ile karşı karşıya gelme ihtimali artar. Öyle ki gençlerin %30’unda bu problem görülürken, oran, ileri yaştakiler arasında %70’tir. Benzer şekilde, menopoz döneminde kadınlar kuru göz problemiyle sıklıkla karşılaşır.
  • Kontakt lens: Lenslerin göz kuruluğunu ne ölçüde tetiklediği bilinmemekle beraber, pek çok kişi kontakt lens kullanımını kuruluk sebebiyle bırakmaktadır.
  • Çevresel faktörler: İç mekânın nemi az olduğu durumda veya rüzgârlı dış ortamda kuruluk tetiklenir. Rüzgârlı, tozlu, dumanlı, kuru ve yüksek rakımlı alanlar ile klima, fan, ısıtıcı ve saç kurutma makinesinin kullanıldığı ortamlarda kuruluk şiddetini artırır. Tam tersi biçimde, soğuk, yağmurlu veya sisli havalarda semptomlar azalır.
  • Göz kapağı problemleri: Göz kapağında şişkinlik veya sarkık göz kapağı gibi sorunlar da kuruluğa neden olabilir. Bunun sebebi, göz kapağına ilişkin bozuklukların göz kırpma hareketini bozabilmesidir.

Diğer nedenler ise şöyledir:

  • Meibomian bezi disfonksiyonu,
  • Tansiyon ilaçları,
  • Horman ilaçları & hormon tedavisi,
  • Antidepresanlar,
  • Hamilelik,
  • Sjögren sendromu,
  • A vitamini eksikliği,
  • LASIK cerrahisi,
  • Sigara kullanımı ve tütün dumanına maruz kalma,
  • Enfeksiyon hastalıkları,
  • Sık uçuş yapma,

Göz Kuruluğu Teşhisi ve Tedavisi

Göz kuruluğu teşhisi genellikle semptomların ışığında konur. Fakat bazı durumlarda çeşitli testler ile gözdeki nem ölçülebilir. Örneğin Schirmer testi ile nem oranı ölçülerek durumun ciddiyetine karar verilebilir. Bununla beraber, gözyaşı kırılma testi, gözyaşı proteini analizi, laktoferrin analiz testi ve gözyaşı ozmolarite testi de ayrıntılı bir inceleme gerçekleştirmek adına yapılabilir.

Göz kuruluğu tedavisi ise farklı yaklaşımlarla gerçekleştirilir. Bunlardan en sık kullanılanları, risk faktörlerinden kaçınma, gözyaşı uyarımı ve takviyesi, enfeksiyon tedavisi ve göz kapağı temizliğidir. Buna ek olarak suni gözyaşı damlaları ve gözyaşı kanallarının geçici tıkaçlarla tıkanması işlemi ile sorun kökten çözülemese de rahatlama sağlanabilir. Hafif ve orta dereceli vakalar için birkaç saatte bir uygulanan yapay gözyaşı damlaları, pek çok hasta tarafından sıklıkla kullanılan tedavi araçlarıdır.

Bunların yanı sıra, son dönem lazer ve IRPL ışık tedavisi ile kuru göz sorunu 3 – 4 seansta, yaklaşık 2 dakikalık işlemlerle ortadan kaldırılır.

Şiddetli göz kuruluğu vakalarında ise tarsorafi olarak adlandırılan cerrahi yöntem kullanılır. Tarsorafi göz kapağındaki dışa kıvrıklığın düzeltilmesini içerir; geçici ve kalıcı şekilde yapılabilir.

Tüm bunların yanı sıra, göz kuruluğundan korunmak için aşağıdaki önerileri dikkate almak önemlidir:

  • Dijital ekranlarla çalışırken kasıtlı olarak gözleri kırpmak ve gözleri belli aralıklarla dinlendirmek,
  • Daha fazla tahrişe sebep olmamak için gözleri ovuşturmamak,
  • Göz kapaklarını temizlemek, ılık kompres uygulamak,
  • Omega-3 yağ asitleri içeren besinleri beslenme programına dâhil etmek,
  • Yeterli miktarda su içmek,
  • Makyaj malzemeleri gözyaşı kanallarını tıkayabileceğinden yatmadan evvel tüm kozmetik ürünleri yüzden temizlemek,
  • Yaşam alanındaki nemi artırmak ve kuru iklimden kaçınmak,
  • Kontakt lens kullanımını sınırlamak,

Güneşin zararlı ışınlarını engelleyecek kaliteli bir güneş gözlüğü kullanmak.

Yazıyı paylaş

Bir cevap yazın