Omurga Tümörü (Spinal Tümör) Nedir? | Belirtileri, Teşhisi ve Tedavisi

spinal-tumor-belirtileri
Beyin ve Sinir Cerrahisi

Omurga Tümörü (Spinal Tümör) Nedir?

“Spinal tümör” olarak da bilinen omurga tümörü, omurga içinde gelişen, yaygın olarak orta ve şiddetli ağrı ile karakterize olan anormal büyümelerdir. Omurgayı oluşturan kemiklerde (kıkırdak ve ilik dâhil), sinirlerde, besin sağlayan kan damarlarında, omurilik disklerinde ve çevre dokularda ortaya çıkabilen bu türden tümörler, iyi huylu (kanserli olmayan), düşük dereceli kötü huylu (kanserli) veya agresif şekilde büyüyen yüksek dereceli kötü huylu olabilir.

Fakat genel kanı omurgada gelişen bu büyümelerin çoğunun metastatik, yani akciğer, meme, kolon veya böbrek gibi başka bir kanserin bir uzantısı olarak ortaya çıktığı yönündedir. Öyle ki, meme, akciğer, prostat, tiroid, böbrek ve kolon dâhil pek çok kanser vakasında hastaların %40’ından fazlasında anormal hücre büyümeleri omurgalara yayılmıştır.

Bunun haricinde tümör, nadir olsa da direkt olarak omurgada oluşmuş birincil (primary) türden de olabilir. Çoğunlukla omurgadaki kemiklerde, disklerde ve sinirlerde ortaya çıkan bu türden büyümeler genellikle kanserle ilişkili bulunmaz ve yaygın olarak genç yaştakilerde görülür.

Omurga Tümörünün Nedenleri

Omurga tümörlerinin pek çoğunun nedeni bilinmemekle beraber, lenfositleri (bir tür bağışıklık hücresi) etkileyen kanserler başta olmak üzere anormal hücre büyümelerinin tetikleyici olduğu düşünülmektedir. Bununla beraber, bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler ile ailesinde tümör öyküsü bulunan bireylerin bu sorundan etkilenme yüzdesi daha yüksektir.

Ayrıca, spinal tümörler aşağıdaki genetik hastalıklardan da kaynaklanabilir:

Nörofibromatozis: Bu kalıtsal bozuklukta, omuriliğin araknoid tabakasında veya destekleyici glial hücrelerde iyi huylu tümörler gelişebilir.

Von Hippel-Lindau hastalığı: Bu nadir ve kompleks bozukluk, beyinde, retinada ve omurilikte iyi huylu kan damarı tümörlerinin ortaya çıkmasına neden olur.

Omurga Tümörü Belirtileri

Spinal tümörler, türlerine, yerlerine ve büyüme hızlarına bağlı olarak çeşitli semptomların görülmesine neden olabilir. Yaygın olarak görülen semptomlar şöyledir:

  • Yürümede zorlanma ve hareket kısıtı,
  • Özellikle bacaklarda uyuşma ve karıncalanma,
  • Kollarda veya bacaklarda güçsüzlük,
  • Kilo kaybı,
  • Acıya, sıcağa ve soğuğa karşı hassasiyetin azalması,
  • Geceleri artan, orta ve şiddetli düzeyde sırt ağrısı,
  • Bağırsak veya mesane fonksiyon kaybı,
  • Skolyoz (omurganın eğriliği) ve benzer omurga deformiteleri, (Çocuklarda skolyoz ile ilgili yazımızı okumak için tıklayın.)
  • Radikülopati (sinir köklerinin sıkışması) ve miyelopati (omurilik sıkışması) gibi nörolojik problemler,
  • İleri safhalarda omurga kırığı,
  • İleri safhalarda hangi sinirlerin sıkıştığına bağlı olarak değişen derecelerde ve vücudun farklı bölgelerinde meydana gelebilen felç.

Özellikle orta veya alt sırtta hissedilen ağrı, hem iyi huylu hem de kötü huylu spinal tümörlerin en sık rastlanan semptomudur. Bu sırt ağrısı yaralanma, stres veya fiziksel aktiviteye bağlanmaz. Bununla birlikte, ağrı, aktivite ile artar ve gece saatlerinde ciddi boyutlara ulaşır. Hayat kalitesini düşüren bu ağrı ayrıca, sırtın ötesinde, zaman içinde kalçalara, bacaklara, ayaklara veya kollara yayılabilir.

Bunların yanı sıra, büyüme gösteren hücrelerin konumuna ve türüne bağlı olarak, özellikle de bir tümör büyüyüp omuriliğe, sinir köklerine, kan damarlarına veya omurgaya baskı yaptıkça başka belirtiler de gelişebilir.

Omurga Tümörü Teşhisi

Bir hasta yukarıda sıralamış olduğumuz semptomları göstermesinin akabinde bir sağlık merkezine başvurduğunda, ilk aşamada kapsamlı bir tıbbi muayene yapılarak, tümör kuşkusu var ise radyolojik testler gerçekleştirilir.

Doğru ve pozitif bir teşhis için sıklıkla uygulanan testler şöyledir:

  • Röntgen (X- Ray),
  • Bilgisayarlı tomografi taraması (CT veya CAT taraması),
  • Manyetik rezonans görüntüleme (MRI),
  • Kemik taraması,
  • Pozitron emisyon tomografisi (PET taraması)

Bu testleri gerçekleştirmedeki amaç, öncelikle tümörün türünü ve yerini belirlemektir. Bununla birlikte, bazı durumlarda, tanı net değilse veya iyi huylu tümör tipine karşı malignite (kanserli hücre içerme) endişesi varsa biyopsi gerekebilir. Ayrıca, kötü huylu bir oluşumdan bahsediliyor ise, kanserin evresinin belirlenmesi adına akciğer ve karın BT taraması da istenebilir.

Omurga Tümörü Tedavisi

Omurga tümörü için nasıl bir tedavi uygulanacağına, bir onkolog ile beyin omurilik ve sinir cerrahı ve travmatoloji uzmanı tarafından karar verilir.

Cerrahi olmayan tedavi seçenekleri arasında gözlem, kemoterapi ve radyasyon tedavisi bulunur. Asemptomatik veya hafif semptomatik olan ve değişiyor veya ilerliyor gibi görünmeyen tümörler, düzenli MRI’lar ile gözlemlenebilir ve izlenebilir. Bazı tümörler kemoterapiye ve diğerleri radyasyon tedavisine iyi yanıt verir. Bununla birlikte, doğası gereği radyasyona dirençli olan spesifik metastatik tümör türleri vardır; bunların görüldüğü durumda, cerrahi tek uygulanabilir tedavi seçeneği olabilir.

Cerrahi yöntem ise tümör tipine göre farklı şekillerde, omurilik ve sinir hasarı riski kabul edilebilir düzeyde olduğunda kurgulanır. Bu noktada, tümörün omurilik kanalı içindeki konumu da oldukça önemlidir.

Birincil ve metastatik tümörler için farklı ameliyat seçenekleri bulunmakla beraber, günümüz teknolojisinin sunduğu yüksek güçlü mikroskoplar ile hasarlı dokuyu sağlıklı dokudan ayırt etmek mümkündür. Bununla beraber, bazı vakalarda, yüksek frekanslı ses dalgaları ile tümörü parçalamak ve bu parçaları omurgadan çıkarmak da olasıdır.

Ameliyat endikasyonları arasında inatçı ağrı, omurilik sıkışması ve patolojik kırıkların stabilizasyonu ihtiyacı vardır. Ayrıca, omurgadaki tümörün tamamen çıkarılamadığı halde radyasyon tedavisi veya kemoterapi destekleyici tedaviler olarak uygulanır. Radyasyon ve kemoterapi özellikle kanserli hücreler için uygulanan standart ve oldukça etkili bir tedavidir. Bununla beraber, yorgunluk, bulantı, kusma gibi yan etkileri de beraberinde getirebilir.

Hem bu etkileri azaltmak hem de tümörün neden olabileceği enfeksiyona ilişkin riski en aza indirmek için ilaç tedavisi de sağlanabilir. Cerrah tarafından reçete edilen ve kısa bir süre boyunca kullanılan kortikosteroidler ile ameliyat sonrası görülen yan etkileri azaltmak mümkündür.

Sorularınız veya Yorumlarınızı Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir