Blog

Mesane Kanseri: Nedenleri, Belirtileri, Tanı ve Tedavisi

Mesane Kanseri Nedir?

İdrarı toplayan mesanenin, bir diğer adıyla idrar kesesinin, iç kısmını oluşturan mukozadaki ürotelyal hücrelerin, çevresel ve genetik faktörler sebebiyle anormal şekilde büyümesiyle veya kontrol dışı bir biçimde çoğalmasıyla ortaya çıkan sağlık sorunu mesane kanseri olarak adlandırılır. Bu kanser türü, mesane tümörü ile beraber ortaya çıkar. Bununla birlikte, idrar kesesinde kanser olmayan iyi huylu tümörlerin oluşması da olasıdır.

Birden çok türü olan mesane kanseri, idrar kesesi duvarına yakınlığına, hücrenin büyüme şekline ve aldığı biçime göre çeşitlendirilir.

Mesane Kanserinin Nedenleri

Pek çok kanser türü gibi mesane kanserinin de kesin nedeni bilinmemektedir. Bunun yanı sıra, kanserin oluşumunu tetikleyen bazı risk faktörleri bulunur. Bu faktörlerin en güçlüsü elbette ki sigara/tütün ürünleri kullanımıdır. Pasif içliliğin de riski artırdığı bilinmekle beraber, sigara/tütün ürünleri kullanan kimselerin mesane kanserine yakalanma olasılığı, kullanmayan kişilere göre 4 -7 kat fazladır.

Tütün mamulleri haricinde, besin tercihinin sağlıklı bir şekilde yapılmaması da bir başka risk faktörüdür. Yağ ve şeker bakımından zengin olan, içerisinde bol miktarda katkı maddesi barındıran besinlerin sıklıkla tüketimi ile vücuda yeterli oranda sıvı alınmaması bu hastalığa yol açabilir.

Yaş ve cinsiyet de mesane kanseri için belirleyicidir. İlerleyen yaşlarda, özellikle 50 yaş ve üzerinde sık görülen bu kanser türünün, erkeklerde gelişme olasılığı kadınlara göre 3 – 4 kat fazladır.

Bunların haricinde, yaşam boyu maruz kalınan kimyasal maddeler (özellikle sanayi tipi) riski artırmaktadır. Son olarak, ailede mesane kanseri öyküsü bulunması, bir başka ciddi riski faktörü olarak kabul edilir.

Mesane Kanseri Belirtileri

Mesane kanserinin en önemli belirtisi, tıp dilinde hematüri olarak adlandırılan, idrarda kan görülmesi durumudur. Kanama genellikle hastanın fark edemediği ölçüde sancısız bir şekilde gerçekleşir ve daha çok kan pıhtıları şeklinde ortaya çıkar. Bununla birlikte, kanamanın yalnızca mikroskop yardımıyla fark edilebileceği durumlar da vardır.

Diğer belirtilerin birçoğu ise böbrek taşı ve idrar yolu iltihabı belirtilerine benzerdir: Ağrılı ve sık idrara çıkma, idrar kesesinin boşaltımı sırasında acı hissi, kan pıhtısı sebebiyle idrar yapamama, karında ve sırtta ağrı, iştahsızlık ve kilo kaybı.

Mesane kanseri ile böbreklere ilişkin şikâyetlerin benzer olması sebebiyle sorunun asıl kaynağını bulmak için bir uzmana başvurmak şarttır.

Mesane Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?

Mesane kanseri çeşitli tıbbi görüntüleme cihazlarının yardımıyla teşhis edilir.

İdrarda kan bulunması veya benzer bir şikâyetle bir üroloji uzmana başvurulduğunda, öncelikle kanamanın nedeni belirlenmeye çalışılır. Bu noktada en geçerli ve başarılı yöntem, sistoskopidir. Sistoskopi, idrar kesesinin içine optik cihazlar ile bakılması prensibine dayanır ve şüpheli dokudan örnek alınmasına (biyopsi) imkân verir.

Tanı ve teşhis aşamasında kullanılan diğer görüntüleme teknikleri ise şunlardır: Ultrasonografi (USG), Bilgisayarlı Tomografi (BT ürogram), Göğüs röntgeni, İntravenöz Pyelogram (IVP), Retrograd Pyelogram, MR (Manyetik Rezonans) ve PET CT Taraması.

Bunlarla beraber, idrarı kontrol etmek için idrar tahlili yapılabilir; gerekir ise idrar sitolojisi (idrarın mikroskop altında incelenmesi) gerçekleştirilir. Tümörün varlığından şüphelenildiği durumda, idrar tümör marker testleri ile kanda bulunan maddeler incelenerek kansere ilişkin bir bulgu olup olmadığına bakılır.

Kanser tanısı konulduğunda ise hastanın hangi evrede olduğunun incelemesi yapılır. Bu noktada, kanserli tümörün lenf bezlerine yayılıp yayılmadığı, akciğer ve karaciğer başta olmak üzere vücuttaki diğer organlara metastaz yapıp yapmadığı ve idrar kesesi duvarındaki derinliği ve derecesi belirleyicidir.

Mesane Kanserinin Tedavisi

Mesane kanserinin tedavisi cerrahidir. Fakat hangi cerrahi yöntemin kullanılacağına, üroloji uzmanı tarafından, kanserin türü ve derecesinin değerlendirilmesi neticesinde karar verilir. Bu aşamada, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu da oldukça belirleyicidir.

Tedavide yaygın olarak kullanılan cerrahi operasyon türleri aşağıdaki gibidir:

  • Radikal Sistektomi: Kanserli tümör ile beraber mesanenin büyük bir kısmının çıkarıldığı işlemdir. Radikal sistektomi laparoskopik veya robotik olarak gerçekleştirilebilir.
  • Transüretral Rezeksiyon: İdrar yolunun uç kısmında bulunan doğal delikten endoskop ile girilerek ve elektrik akımı kullanılarak kanserli dokunun vücuttan çıkarılmasıdır. TUR ameliyatı olarak da bilinen bu işlemin ardından, 1 – 2 hafta içinde günlük hayata dönmek mümkündür.
  • Parsiyel & Segmental Sistektomi: Mesanenin, zarar görmüş kısmının çıkarılması işlemidir. Bu yöntem, diğer işlemlerle karşılaştırıldığında sık kullanılmamaktadır.
  • Neobladder Rekonstrüksiyonu: Radikal sistektomi ertesinde, bağırsağın bir kısmından yeni bir mesane oluşturulması uygulamasıdır.

Cerrahi Operasyon Sonrası

Mesane kanserinin tedavisinde hangi cerrahi yöntem kullanılmış olursa olsun, operasyon sonrası süreçte takip elzemdir. Tüm kanser tedavilerinde olduğu gibi, takip iyileşme sürecinin bir önemli bir parçasıdır. Özellikle operasyonu takip eden ilk 3 ay kontroller aksatılmamalı, bu sürecin ardından 2 yıl boyunca hekimin tavsiye ettiği aralıklarla sağlık merkezlerine başvuru yapılmalıdır. Ayrıca, takip sürecinde gerekli görülür ise, BT, MR, ultrason, PET CT gibi görüntüleme tekniklerinden faydalanılabilir.

Hangi cerrahi yöntemin kullanıldığına bağlı olarak hastanede kalma süresi değişiklik gösterebilir. Hastaneden çıkış sağlandıktan sonra, 1 haftanın ardından, hekim aksini önermedikçe duş almak mümkündür.

Bazı durumlarda mesane kanseri ameliyatının ardından 2 – 3 gün boyunca ağızdan yiyecek alınmaması gerekebilir. Bu sürecin bitiminde, yumuşak gıdalar ile beslenme sağlanabilir. Tam iyileşme gerçekleşene kadar çok yağlı, tuzlu ve şekerli gıdaların tüketiminden kaçınmak önemlidir.

Ameliyatın ardından birtakım hareketlerin de sınırlandırılması gerekebilir. Çömelme ve bağdaş kurma gibi fiziksel açıdan zorlayıcı hareketlerden uzak durmak ve alaturka tuvalet kullanmak önerilmez.

Yaklaşık 1 aylık bir süre içinde normal hayata dönmek mümkündür.

Yazıyı paylaş

Bir cevap yazın